Türkistan’ın batı kısmı, 1865’te Çarlık Rusya tarafından işgal edilince Rus Türkistan’ı veya Batı Türkistan olarak adlandırılmıştır.

Amerika’da İşsizlik Maaşıyla İlgili Son Durum Amerika’da İşsizlik Maaşıyla İlgili Son Durum

Sovyetler birliğinin 1924 yılında kurulmasıyla Batı Türkistan; Tacikistan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan olmak üzere 5 ayrı cumhuriyet haline gelmiştir. Sovyetler Birliği 1991’de dağılınca bu 5 bölge bağımsız olmuştur.

Doğu Türkistan’ın İşgali

Türkistan’ın doğu bölgesi 1876’da Mançular tarafından işgal edildi. 8 sene boyunca süren kanlı savaşın sonucunda Mançu İmparatorluğu, Doğu Türkistan’ı 18 Kasım 1884 yılında resmi olarak topraklarına kattı. Doğu Türkistan’ın adını ‘’Xinjiang’’ olarak değiştirdi.

Çinlilerin 1911’de Mançu İmparatorluğunu yıkması sonucunda Doğu Türkistan Çinli savaş ağalarının hâkimiyeti altına girmek zorunda kaldı. Çinlilerin himayesine girmek istemeyen Uygurlular seneler içerisinde çeşitli faaliyetler düzenlediler. Bunlar, yabancıları kendi topraklarından atmak için düzenlenen faaliyetlerdi. Birçok isyan çıkardılar. 1933 ve ardından 1944 yıllarında Doğu Türkistan Cumhuriyeti devletini kurdular. Kurulan bu bağımsız devletler, Sovyetlerin müdahaleleri ve siyasi entrikalar sonucu devrildi.

1949 yılında Çin tarafından Doğu Türkistan işgal edildi. 6 yıl boyunca süren savaş sonucunda resmi olarak Doğu Türkistan ilhak edildi. 1 Ekim 1955’te bu bölge ismi ‘’Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’’ olarak değiştirildi. Bu resmi isimde özerk kelimesi geçmesine rağmen Doğu Türkistan’ın yönetimi Çinlilerin elindedir.

Gulca Katliamı

Katliam, 1997 yılının 5 Şubat gecesi Gulca şehrinde Kadir Gecesi nedeniyle dini ibadetlerini yerine getirmek amacıyla toplanan bir grup kadın ve çocuğun tutuklanması ile başlamıştır. Tutuklananların akrabaları suçsuz oldukları gerekçesiyle bırakılmalarını istemiştir. Bu olayın üzerine Çinli polisler tutukladıkları üç kadını demir çubuklarla öldüresiye döverek, cansız bedenlerini yakınlarının önlerine atmışlardır. Bu olaylar halkın ayaklanmasına sebep olmuştur. Ayaklanma giderek büyümüştür. Bunun sonucunda Çin Hükümeti bu ayaklanmaları çok kanlı bir şekilde bastırmıştır. Dış basının haberlerine göre ayaklanma sırasında 400 Doğu Türkistan Türkü olay yerinde şehit edilmiş ve başlangıçta 2000 kişi tutuklanmıştır. Ölen 400 kişiden 16’sı, havaların çok soğuk olması ve üzerlerine sıkılan tazyikli su neticesiyle donarak ölmüştür. 90 kişi dövülerek ve 160 kişi açılan ateş sonucu hayatlarını kaybetmiştir. 5 Şubat ile 31 Aralık 1997 tarihleri arasında 100 binden fazla Doğu Türkistanlı tutuklanarak işkence görmüş, binden fazla Türk ise Çin Hükümeti tarafından idam edilmiştir.

Daha önce de ülkenin gelişmemiş kasabaları olan Kaşgar ve Hoten’de isyanlar çıkmıştır fakat küçük bölgeler olduğu için basına yansıyamamıştır. Bu olay basına yansıtıldığı için önem taşımaktadır.

Urumçi Katliamı

25-26 Haziran 2009 tarihinde Çin’in Shaoguan şehrindeki bir oyuncak fabrikasında çıkan olaylar sonucunda 10’dan fazla Uygur Türkü öldürülmüş, bu görüntüler sosyal medya aracılığıyla sergilenmiştir.

5 Temmuz 2009 tarihinde Uygur öğrencileri tarafından barışçıl bir protesto yürüyüşü düzenlenmiştir. Çin Halk Partisi’nin kışkırtmaları sonucunda barışçıl yürüyüş bir kargaşa halini almış ve ertesi gün kamyonlara yüklenen yüzlerce Uygur Türk’ü şehir dışında idam edilmiştir.

Toplama Kampları

Yaşanılan katliamların ardından Çin baskısı giderek artmaya devam etti. 2016 yılında Chen Quangou Doğu Türkistan’a atandı. İpek Yolu’nu tekrar canlandırmak isteyen Chen Quangou Doğu Türkistan’ı açık hava hapishanesine çevirdi.

Çin bu toplama kamplarının aslında okul olduğunu iddia etmekte ve burada eğitimini tamamlamamış Uygur Türklerinin okuldan mezun olamadığını söylemektedir. BBC News’in röportaj yapmak için gittiği bir kampın birçok yeri değiştirilmiştir. Çin bu kamplarda aslında Uygurları eğittiğini ve onlara zulmetmediğini iddia ediyor. Kamplardan sadece bir gün çıkabildiklerini ve genellikle 15 kişilik yatakhanelerde kaldıkları söyleniyor. Tutuldukları kamplar dışarıdan bakıldığında bir okul gibi gözükse de içeri girdiğinizde bir hapishane olduğu zaten anlaşılıyor. Kamplara alınan insanların suçlu olmadığını Çin Hükümeti de kabul ediyor fakat Uygurların suç işleme potansiyeli olduğu için bu kamplarda tutulduğunu söylüyorlar.

Bu kamplardan kaçan Uygur Türklerinin anlattıklarına göre; Çin Hükümeti kamplara eğitim için değil işkence için alıyor. Kadınların ve erkeklerin saçları kazınarak, çırılçıplak soyuluyor. İçinde tuvalet bulunan bir odada 40 kişi kalıyor. Bazen sandalyelere bağlanan Uygur kadınları bu kamplarda hakarete, tacize ve tecavüze uğruyor. Eşleri kamplara alınan Uygur kadınlarının evlerine Çin Hükümeti tarafından Çinli erkekler yerleştiriliyor. Hatta hükümet Çinli erkeklere para ve kalacak yer temin ettiği için Çin’in çeşitli bölgelerinden bu bölgeye yoğun bir göç yaşanıyor. Küçük çocuklar ailelerinden koparılarak yatılı okullara yerleştiriliyor.

Bu güne kadar Çin tarafından 16.500 caminin bir kısmı yakılıp yıkılmış, tuvalete ve bara çevrilmiştir. Pek çok insan Doğu Türkistan’da yaşananları George Orwel’ın 1984 kitabında anlattıklarına benzetmektedir. Dünya tarihinde ilk defa bir millet dünyanın gözü önünde asimile çalışmaları nedeni ile yok olmakta ve birçok insan buna ses çıkarmamakta hatta görmezden gelmektedir.